Haz
22
2009
0

Onca Yollardan Sonra Yeniden Yollara Düşmek

yol

Mümkün mü? Tabi ki değil. Zaman geçiyor ve zaman kavramının içinde geçtiğimiz yollar kalıyor. Hiçbir zaman aynı yoldan geçemiyoruz. Ne kozmozdaki kara delikler, ne de Süleyman Demirel’in aşınmayan yolları çare olmuyor. Ne yapmalıyız peki hayatta, üzüldüğümüz, yıkıldığımız yollara başı dik dönmek için, neleri değiştirmeliyiz. Zamanı mı değiştirmeliyiz ya da o kişileri, o duvarları tekrar bir araya mı getirmeliyiz. Olmuyor yapılacak da pek bir şey yok.

Düşsün mü herkes yılgınlığa, yol vermesinler mi kanatlı atlara. Geçti mi diyelim, bitti mi diyelim. Onca yıllardan sonra tekrar geri mi dönelim. Olmamış yaşamların vurgunluğunda, eksik yarınların acizliğinde şu koltukta oturup müzik dinlerken, müziğin içinden çıkardığım cümlelerle bu yazıyı yazarken hala düşünüyorum.

Gerçeği hiçbir zaman öğrenemeyeceğini bilmek çok ağır geliyor. Milyonlarca kilometre yol aldıktan sonra arkana bakıp, aslında dönmen gereken yola dönemeyeceğini bilmek, özlemek, beklemek ve bilmek. Zor olanı zor diye zorlayıp zorda kalmak çok ağır geliyor.
 
En güzel Deniz henüz gidemediklerimiz mi? Yaşamadığımız günler için hala en güzel günlerimiz diyebiliyor muyuz?
 
Gitmemeli yılmadan umuttan, terk etmemeli gemiyi batarken hayattan ve günü geldiğinde yitmeli insan ses çıkarmadan. Burası gibi değil gideceğimiz memleket, denizi ayrı deniz havası ayrı hava.
 
Uzak değil dünyanın kapıları. Neresi sıla bize neresi gurbet…
Yaziyi gonderen deniz.cetiner in: Makalelerim |
Haz
22
2009
0

Daldan Düşen Bir Meyvedir Hayat Yani Ölünce Olmak

meyve

Tabiatın saati tam şu anda bazılarını hücreden meyveye dönüştürmek üzere, bazılarını ise meyveden toprağa dönüştürmek üzere işlemeye devam ediyor. Bir tomurcuk olan başlayan hayatımız büyük bir ağaçta olgunlaşmaya çalışan bir meyve gibi.

Meyve kurtları, güneş, susuzluk ile boğuşuyoruz. Bizim için kendini feda eden yaprakların gölgesinde, bazen Gülhane parkındaki bir ceviz ağacında yüz bin göz oluyoruz, bazen bir ağaç gibi tek ve hür ve bazende bir orman gibi kardeşçesine.

Kendi yaptıklarınla o kadar çok böbürlenen kişilere şunu söylemek gerek; durun ve düşünün aslında hepimiz hayatta kalmaya çalışıyoruz. Çürük bir meyve yanındakileri de çürütmeye başlıyor. Yeni aşı yapılmış bir dal bazen tutuyor bazen tutmuyor. Şu anda söyleyeceğim söz her ne kadar muhafazakar kesimin hoşuna gitse de yinede söylemek istiyorum. Bize hayat veren Toprak gün gelince, bize verdiği hayatın borçlarını kesiyor. Toprak denilen şey de, muhasebenin Aktif – Pasif dengesi hep dengede oluyor. Topraktan gelip toprağa gidiyoruz ve biz bu hayatın değerini  aptal koşuşturmalar yüzünden bilemiyoruz.

“Yeşilmişik” eskiden, şimdi biraz sarardık ve birkaç zaman sonra herkes kendi rengini alacak. Kimi yeşil elma olacak, kimi kırmızı, kimi sarı…

Henüz diğer ağaçları bilemiyorum çünkü ben farklı meyve türleri ile aşılanmış dalları olan büyük bir elma ağacında yani Türkiye’de yaşıyorum.

İyice olgunlaştığımda kopacağımı biliyorum dalımdan, sen beni gelip koparmadan.

Yaziyi gonderen deniz.cetiner in: Makalelerim |
 
adc

Altyapi ADC